DÜNYAYA HAYKIRIYORUM: ISLAH OLMADIM…!!!!!

DÜNYAYA HAYKIRIYORUM: ISLAH OLMADIM…!!!!!
Vatanıma ihanetten yargılanıyorum. Bir şüphe kırıntısı dahi akıllarda yer ederse eğer, milletimden talebimdir: Çıkarın o şanlı üniformamı üzerimden. Yeter olsun! Mübarek vatan havasını ciğerlerime sokmayın. Lekelenmişse eğer topraklara sürtün alnımı. Daha fazla değdirmeyin vatan topraklarına ayaklarımı. Dağ doruklarına bırakın bu bedeni; kuşlar etimi çeke çeke parçalasınlar beni. Bütün varlığımı ovalara saçsınlar ki ibret olsun âleme..
İkinci Ergenekon davasında tutuklu yargılanan Teğmen Mehmet Ali Çelebi, 16 Ağustos 2010 da, 74. duruşmada, izleyenlere derinden etkileyen bir konuşma daha yaptı. Çelebi, “Atatürk’ün iradesini, şehit ruhlarının dileklerini ve Türk milletinin vicdanını kendi sesimde toplayarak bütün dünyaya haykırıyorum: Ben ıslah olmadım” dedi. İşte Mehmet Ali Çelebi’nin duruşmada yaptığı konuşmanın tam metni…
Yazının tamamını okuyun »

YANDAŞ MEDYAYA SESLENİYORUM: BU MİLLET EVET DEMEZ ÇÜNKÜ!

PARADAŞ KALEMLERİN BEYİN YIKAMA TEKNİKLERİ

Yandaş medyanın “paradaş” kalemleri”, Anayasa Mahkemesi’nin AKP Anayasası’nı halk oyuna sunmaya, karar verdiği günden beri, “12 EYLÜL ANAYASASI’NDAN kurtulmak için AKP ANAYASASI’NA EVET” kampanyası düzenlemiş durumdalar.
Yazının tamamını okuyun »

NE MUTLU ARABIM DİYENE!

Başbakan Recep Bey, Türk-Arap İşbirliği Forumu’nda (10 Haziran 2010) Türkler ile Araplar’ın sadece aynı coğrafya ve iklimi paylaşmadığını, ortak kültür ve medeniyetin hissiyatını da taşıdıklarını söyledi.Recep Bey, Türk-Arap kardeşliğini anlatmak için de Mehmet Akif’in dizelerini kullandı: “Türk Arapsız yaşayamaz; kim ki yaşar der, delidir/Arabın Türk, hem sağ gözüdür, hem sağ elidir.”
Yazının tamamını okuyun »

YA ERGENEKON DAVASI ŞÖYLE BİR SÜREÇ İZLESEYDİ…

Metin Akpınar’ın yazmış olduğu harika bir yazı…

Empati …/Metin Akpınar

YA ERGENEKON DAVASI ŞÖYLE BİR SÜREÇ İZLESEYDİ…

“Ben CIA ajanı değilim” 20.12.2009 15:28

Liberal aydınlar, iktidara karşı güçlü bir muhalefet sergiledikleri için aylardır, hatta yıllardır tutuklu aydınlarımız için şöyle diyorlar: “Onlar için üzülüyoruz, ama Ergenekon çok önemli bir dava, hatta asrın davası,böyle davalarda olur böyle şeyler. Suçsuz olanlar eninde sonunda beraat eder, özgürlüklerine kavuşurlar.” Yazının tamamını okuyun »

1919 – Mayıs – Havza

1919 – Mayıs – Havza
Sessiz, durgun, baş eğik kalmayınız.!
Uyanınız.!
Milli bağımsızlığımızı
çiğniyorlar.!
Haklarınızınızı savunmak için birleşiniz,
düşmanın karşısına dikiliniz.!
Toplantılar yapınız.!
Mitingler düzenleyiniz.!
Sesinizi duyurunuz.!
Bütün dünyaya;
“Ben, Türküm bağımsızlık bana
atalarımdan miras kaldı,
onu sana vermem”
diye haykırınız.!

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan,halkını esir eden,
içeri de ki cephenin suskunluğudur.!

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Rastlantının Bu Kadarı!..

AKP iktidarı yedi yıldan beri ülkemizi yönetiyor. Bu süre içerisinde kendi açısından yaptığı ve gerçekten “Başarılı” olduğu en büyük iş, medyayı halletmek oldu. Bunu yaparken Tayyip ve şürekâsı üç boyutlu işlem yaptılar.

Rastlantının Bu Kadarı!..

AÇILIM MIŞ

Türkiye, kendini büyük; memleketi küçük gören eski bağnaz yoksul politikacıların, bunların cehaletlerinin esiri oldu. Devlet kesesinden semirince, civcivler çıktıkları yumurtayı beğenmiyorlar. Kimler mi? Alın birini vurun diğerine.

Mustafa Kemal’i Sevmek

Mustafa Kemal’i Sevmek……….1………….

Sevmek…

Mustafa Kemal’i sevmek…

Özgürlüğü ve bağımsızlığı sevmek…

Bunları karakter, yani ruh, öz, omurga olarak kabul edenleri sevmek.

Mustafa Kemal’i sevmek… Fikri hür, ilmi hür, irfanı hür olanları sevmek…

Mustafa Kemal’i sevmek…

Yazının tamamını okuyun »

Yeni Bir Parti İstiyorum

02 01 2009 Tarihli sözcü gazetesinde yayınlanan, şuanda tutuklu olan Tuncay Özkan’ın genel başkanı olduğu ” YENİ PARTİ” hakkında yazdığım yazıyı, şu cümlelerle tamamlamıştım :
” Ülkemizin kurtuluşu, bu partinin desteklenmesi ve katılımların hızla artmasına bağlı … İnanın kurtuluşumuzun tek çaresi de bu …”
Yazının tamamını okuyun »

Uğur Dündar’ın kaleminden müthiş bir Türkan Saylan yazısı

Hiç unutmuyorum, 1977 baharıydı. Doğanın gelinlik kızlar gibi renklendiği günlerin birinde, Profesör Dr. Türkan Saylan ile, onun, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi”ndeki odasında buluştuk.

Türkan Hoca, Türk insanının filmlerden, romanlardan tanıyıp korktuğu, hatta doktorların bile yanlarına yaklaşmaya cesaret edemediği cüzzam (lepra) hastalarının tedavisi için savaş vermeye başlamıştı. Yurdu karış kırış dolaşıyor, karşılaştığı her cüzzam hastasını yeni bulunan bir ilaçla tedavi ediyordu..Bu amaçla  Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi”nin arka tarafında, ağaçlar arasında, çukur bir yerde inşa edildiği için uzaktan hiç fark edilmeyen küçücük Lepra Hastanesi de bu çabanın odağı olmuştu…

  Yazının tamamını okuyun »

←Önceki